Yalnizlik ve Eylül
Ugrak bir yaz ilçesinin terkedilmis arka caddesi. Cadde bos, sandalyeler bos. Üzerine oturulup muhabbetlerin edildigi, yaz aylarinin vazgeçilmezi sandalyeler. Yaz kahvehanelerinin süsü, kis aylarinin terkedilmisi sandalyeler.
Simdi ise tahtadan yapilmis, sarimtrak renkleri ile öylece duruyorlar oracikta. Öylece yalniz, sari bir tonda. Daginikliklarindan da belli olsa gerek oracikta unutulduklari, öylece birakildiklari. Dökülmüs yapraklar da eslik ediyorlar onlara, yalnizligin ortasinda sarinin baska bir tonuyla. Sanki kimseler basmasin diye dökülmüsler dallarindan. En vazgeçilmezi olan yapraklarini kaybetmenin izdirabini derinlerinde duyan agaç da bu senfoniye katilmisti bile çoktan. Çünkü ay eylüldü, vakit ayrilik, senfoni daha ilk bestede. Ince bir sizi kalpte eylül, yüreginin bam telini titreten. Ama akordu bozuk. Sesler tirmalayici. Artik bir sürgün mü yoksa soygun mu baslar kalpte bilinmez.
Tüm herseye ragmen onlar, biliyoruz ki bekleyecekler. Bir gün yine bahar olacak ve yalnizliklarina son verecekler ümidi, hep olacak basuçlarinda taptaze. Sandalyeler yoldan geçen birine, yapraklar ait oldugu yere susamis halde bekleyecekler susarak. Haykirsalar da duyulmayacak zaten. Bosuna. Zira her eylül gömülmüs bir ask kalplerde...


Geçmiş yorumlar
16 hafta 2 gün önce
19 hafta 6 gün önce
24 hafta 1 gün önce
46 hafta 5 gün önce
1 yıl 1 hafta önce
1 yıl 2 hafta önce
1 yıl 3 hafta önce
1 yıl 3 hafta önce
1 yıl 4 hafta önce
1 yıl 5 hafta önce