Yalnizlik ve Eylül

Ugrak bir yaz ilçesinin terkedilmis arka caddesi. Cadde bos, sandalyeler bos. Üzerine oturulup muhabbetlerin edildigi, yaz aylarinin vazgeçilmezi sandalyeler. Yaz kahvehanelerinin süsü, kis aylarinin terkedilmisi sandalyeler.
Simdi ise tahtadan yapilmis, sarimtrak renkleri ile öylece duruyorlar oracikta. Öylece yalniz, sari bir tonda. Daginikliklarindan da belli olsa gerek oracikta unutulduklari, öylece birakildiklari. Dökülmüs yapraklar da eslik ediyorlar onlara, yalnizligin ortasinda sarinin baska bir tonuyla. Sanki kimseler basmasin diye dökülmüsler dallarindan. En vazgeçilmezi olan yapraklarini kaybetmenin izdirabini derinlerinde duyan agaç da bu senfoniye katilmisti bile çoktan. Çünkü ay eylüldü, vakit ayrilik, senfoni daha ilk bestede. Ince bir sizi kalpte eylül, yüreginin bam telini titreten. Ama akordu bozuk. Sesler tirmalayici. Artik bir sürgün mü yoksa soygun mu baslar kalpte bilinmez.
Tüm herseye ragmen onlar, biliyoruz ki bekleyecekler. Bir gün yine bahar olacak ve yalnizliklarina son verecekler ümidi, hep olacak basuçlarinda taptaze. Sandalyeler yoldan geçen birine, yapraklar ait oldugu yere susamis halde bekleyecekler susarak. Haykirsalar da duyulmayacak zaten. Bosuna. Zira her eylül gömülmüs bir ask kalplerde...

Fotografin tüm boyutunu görmek için tiklayiniz...

emre kaya – Sl, 14/03/2006 – 05:18

eylülün fotoğrafı

Resimdeki kelimeler dile gelip konuşuyor, evet... Sanki oradan geçiyorum ve aynı şeyleri hissediyorum. Biliyorum, yine zamanı gelince aynısı olacak. Etrafıma...Hüznün gölgesi vururken kokusu saracak sonbaharlarımın. Varsa yaraların yeri sızlayacak ve Yalnızlık ve ölüm... düşüncelere bir sis gibi çökecek. Ama tarifsiz bir huzur içimdeki...ama bana kalan bir “ben”. Nisanı da eylülü de çok özledim.
Ayrıca bu cümleyi de çok sevdim
“Zira her eylül gömülmüş bir aşk kalplerde...”

betül yıldız – Per, 01/01/1970 – 03:00

sürgün mü soygun mu...

artık bir sürgün mü başlar kalpte soygun mu bilinmez... sürgünü de başlatan ve başlatan soygunu dahi ne eylüldür ne de hazan... aslında hem eylüldür hem hazan... bir başka ifadeyle aşk... hem sürgünün hem soygunun sahibi...
Yalnızlık kimi zaman acıdır der şair... Her zaman değil asla... Yazı nedense yalnızlığı da sevdirdi bana.... kalabalıklar içinde koskoca bir yalnızlığı....

ukbe erkan – Per, 01/01/1970 – 03:00

Yalnızlık mı dediniz?

Yalnızlığı hiç bu kadar hissettiren bir yorum yazısı okumadığımı söylemek istiyorum öncelikle. Zirâ, fotoğrafın sarısı bile yazının büyüleyiciliği altında ezilmiş. Cümle düşüklüğü ile düşük cümle kurmak arasında bi nüans var. Bazı yerlerdeki düşük cümleler yazınızın ahengini artırdıkça artırmış ama sanki bir iki yerde de cümleler istemsiz düşmüşler bulundukları konumdan...
Herşeye rağmen diyorum çok başarılı bir yazı. Tebrik ederim...

Ali Çolak – Per, 01/01/1970 – 03:00

n ve e

eylül... hep hüzün müdür... ve nisan hep mutluluk... ikisinin arasinda bir huzur bulunmaz mi? ne nisan bilir... ne eylül bilebilir... siir sairin karninda gizlidir... bizse her zaman için hasretteyiz...

mehmed selim – Per, 01/01/1970 – 03:00

Zira her Eylül gömülmüş bir aşk kalplerde...

Ne vakit yüzükoyun uzansam mevsimlerim yatağına…Eylül’de tostoparlak oluyor ayak ucumdaki gölgem.
Hakikati keşfetmiş çıkmış bir seyyah gibi seyre dalıyorum kainatı…Penceremden rahmet bulutlarının ,kapıların açılma emrini beklediğini seyrediyorum.Biliyorum,Aşk ile açılacak kapılar ve döküntüleri toprağı harmanlayacak!
Her şey Eylül de başlar ve ve biter Eylül de...

Selam ve dua ile...

Filiznur – Per, 06/04/2006 – 00:41

şimdi de nisan...

yalnızlık ve eylül... foto yorum diyeceğimiz bir yazıydı; söz ve bestesi size ait olan... emre kardeşim demişsiniz ki: "Bir gün yine bahar olacak ve yalnızlıklarına son verecekler ümidi, hep olacak başuçlarında taptaze" bakın baharda nazlı nazlı geliyorken kendi adıma yeni fotoğraf ve yazılarınızı bekliyorum efendim:)
sağlıcakla...

betül yıldız – Sl, 02/05/2006 – 09:29

Ölüm

Sonbaharın başlangıcı insana ölümü daha çok hatırlamamızı teşvik ediyor aslında..

element – Cum, 02/06/2006 – 23:38