Vakit Geçmeden

ömrümün ikindisine
çeyrek var.
öğleden kalma kazalarım
rahat vermiyor,
ikbalimin pürüzsüz tahayyülüne.

ufkumun küşterisinde
sakat gölgeler
oynaşıyor.
ömrümün ikindisinde
öğleden kalam kazalarım
beş vakit nöbette
geçit vermiyor
türlü efkâr ile malûl
cümlelerime.

her kelimede bir haykırış
bir çözümleme...

ve artık
cehlin zirvesindeki yaran ile
nöbet tutmak şiirin tımarında
zor geliyor
şaire.

babakartal – Sl, 24/04/2007 – 00:36

bir yerlere gitmeden koşu

hilmi yavuz'u çok mu okudunuz bilmem ki... neden bu kadar zorluyorsunuz kendinizi garip mısralar üretmek istercesine... bütünlüğü olmayan bir şey... şiir değil yani... çünkü bütünülğü yok ne denilebilir bu mısralara... bizi bir yere götürmeyen atlar gibi... üstünde habire dolaşıyoruz fakat bir yere gitmiyoruz... değirmen taşına bağlanmış sürekli dönen katırlar gibi... bir yerlere gitmeden koşu... olmalı bu şiirin adı...

mehmed selim – Sl, 17/07/2007 – 17:43

el cevap yoksa ayak mı yapıyorsun

çok haşinsin dostum. ama sevdim üslubunu hayvanları seviyorsun. şiirin bütünlüğünü araman ilgimi çekti. edebiyat mı okudun sen üniversitede. ne bütünlüğü dostum. darmadağınık dünyada sen atları ve katırları eğitemezsin. bırak katırlar istediği yere gitsin. atlar da inan çok asil hayvanlar. yorumların da öyle

babakartal – Pzt, 06/08/2007 – 20:06

sayın baba/kartala...

sayın baba/kartal, yorumunuzu okuyunca bir garip oldum... sanki şiiri yazanla yorumu yazan aynı kişi değil... edebiyat okuduğum doğru... ama şiir yazan birisinin atları ve katırları karıştırması yanlış... haşin olmaya gelince... ben sizi değerlendirme çabasında değilim... sizi tanımıyorum, karşımda yalnız bir şiir var... ona bakıyorum... ona bakarak sizi görmeye çalışıyorum... dolayısı ile bu görmeye çalışma bazen incitici olabilir... bazen de çok güzel... o yüzden hakkını helal et...

mehmed selim – Sl, 07/08/2007 – 16:26