Şair Hattat

-I-
Ben ki şairim, söz mülkünün padişahı
Elif yanına bir lâm koymak benim elimde
Hep kulağımda çınlasa da masum bir vav ahı
Mim başeğer,he ağlar,nun susar benim evimde

Ben ki hattatım, cimin aradığı tek ses bendedir
Kehfin, mağarada beslediği firûzedir bedenim
Kaf, en derûnumda dağ dağ sıralanan bir suredir
Öyle ki zaman benim, mekan benim, hattat benim

-II-
Ben ki şairim, en kuytu yerindeyim zamanın
Gölgelerle aydınlanan rıhtımların eşiğindeyim
Ruhu bir kısrak gibi önde giden anılarımın
Kimbilir kaçının ötesinde, kaçının berisindeyim

Ben ki hattatım,zamanın gölgesi karartamaz beni
Sevgi,aşk,dua ve gözyaşı,bende hepsi yazmaktır
Ey şair! Üstün ve esre nasıl konuşturuyorsa seni
Bende konuşmak, elifin tacına cezm kazımaktır

ukbe erkan – Çar, 01/08/2007 – 19:46

hattın şiiri mi, şairin hattı mı, yahut şair kim?

ben ki şairim, en kuytu yerindeyim zamanın
gölgelerle aydınlanan rıhtımların eşiğindeyim
ruhu bir kısrak gibi önde giden anılarımın
kimbilir kaçının ötesinde, kaçının berisindeyim

uzun zamandır sizden bu kadar güzel bir kıta sadır olmamıştı... ilhamın ve gayretin atbaşı gittiği bir kıta... bir şair tarifinin şiirle yapılması çok güzel... şiirdeki 'gölgelerle aydınlanan rıhtım' hayali, imgesi, imajına 'yeni' diyebiliriz... bu da şiiri bir adım daha ileri götürür. şairin 'zamanın kuytu yerinde' olması hatta 'en kuytu yerinde'... çok isabetli bir tasvir olmuş.

diğer kıtalara gelince... ilk iki kıta tam bir şairane çalışma meyvesi... fakat eski(memiş) harflerle kurduğunuz hayaller bu mısraları bir şiir yapmıyor... şiirsel ya da şiirî yapıyor diyebiliriz. fakat anlatılan şairin hattat olması sizi bir nebze kurtarıyor... şiiri 'şair hattatı' anlatma çabasına mahkum kılıyorsunuz... şairin ağzından yazıyorsunuz... sonra şairin dışına çıkıyorsunuz ikinci şiirde... son kıta ise, yani ikinci şiirin son kıtası tam bir hitame... ukbe erkan hitamesi...

mehmed selim – Per, 02/08/2007 – 14:39

zaman elifin tacına cezm kazımak zamanıdır

üstadım, bu eser büyük bir suskunluğun eseri... çok konuşan olmaktansa çok susan olmayı tercih etmenin eseri diyebilirim. yalnız benim için değil herkes için zaman, elifin tacına cezm kondurma zamanıdır.. yani ses çıkarmama susma zamanı... en güzeli bu olsa gerek...

ukbe erkan – Per, 02/08/2007 – 15:58

bir hattat ve harflerin arasında kendini bulmak

bir hattat içinde barındırdığı ve sakladığı ne varsa harflerin felsefesinde yaşar ve yaşadıklarını aşikar etmez. biz o gizlilikte gizemde kendimizi arar buluruz. belki kayboluruz, yoruluruz, ama yalnızlığı hoşumuza gider, çeker. hep böyle bir his uyanır bende bir hikayede yada böyle bir şiirde adı geçen bir hattat varsa... hat kursuna gitmiştim de yolun başında ne kadar zor ve gönül isteyen bir sanat olduğunu anlamıştım. çok büyük emek istiyordu, her harfin anlamında boğulmak onunla hemhal olmak gerekiyordu, yapamadım. istemek yetmiyordu. sadece hayranlıkla yetindim. işte bir hattat ve ardından bir şair çıktı karşıma, bu şiirde. bir hattatın dilinden harfleri bu şekilde yorumlamak hiç kolay değil. belkide bu yüzden şiirin ilk kısmını daha çok sevdim.
selam ile...

betül yıldız – Cum, 03/08/2007 – 20:03

...

Şiire yorum yazmakta marifettir bilirim.Okudum elimde kamış kalemi,is mürekkebi ile maktada şak ederken ,bastırarak yazdım elifi.kıyama durur gibi,secdeye varır gibi.
kaç kez okudum ,okurken ikra yazdım.
Merhametin eliyle daha nice güzel meşklere.
selam ve dua ile...

zeyll – Çar, 05/09/2007 – 02:14