Makale
Helal Gıda Konferansı

GİMDES “HELAL GIDA 2008” Organizasyon Komitesi 24 Şubat 2008 Pazar günü,İstanbul FESHANE’de ULUSLARARASI HELAL GIDA konulu bir konferans tertipliyor.
GİMDES, ülkemizde ilk defa önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. 24 Şubat Pazar günü, Kongre ve Fuar Merkezi FESHANE’de tertiplediği konferansa yurt içinden ve yurt dışından yoğun bir ilgi gösterildiği bildirilmektedir. Konferansta Amerika ve Kanada’da Helal Sertifikasyon çalışmalarını gerçeleştiren ISNA ve IFANCA yöneticilerinden Mazhar Huseyni ve Ahmed Sakr, Endonezya’dan İslam Ulema Meclisi Başkanı Dr. M.Nadratuzzaman Hosen, Hollanda’dan İslam Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.A.Akgündüz, yurt içinden Prof.Dr Mustafa Nutku,Tim Başkanı Oğuz Satıcı, İlahiyatçı Dr.Mehmet Çelen. Dr.Mustafa Hasbahçe ve Gıda Yük.Müh. Ayhan Kentbuğa’nın birer tebliğ sunacakları öğrenilmiştir.Sabah 9.30 dan akşam 18’e kadar yoğun bir tempoda yürütülecek konferansa Devlet ve Hükümet Adamları, Bakanlık Bürokratları, Müslüman ülke misyonları, Partiler, Meslek Odaları, Meslek Kuruluşları,Akademisyenler ve Gıda Üreticilerinin davetli olarak katılacakları bildirilmektedir. Konferans Tertip Komitesinin 1000 cıvarında katılımın olacağını var sayarak hazırlıklarını sürdürmekte olduğu, toplantı boyunca verilecek ikramlarda Helal ve sağlıklı olma şartlarının titizlikle takip edilmesini kararlaştırdığı gelen haberler arasında bulunmaktadır.
GİMDES’in Konferansla ilgili açıklamaları şöyledir:
“GİMDES “HELAL GIDA 2008” Organizasyon Komitesi 24 Şubat 2008 Pazar günü,İstanbul FESHANE’de ULUSLARARASI HELAL GIDA konulu bir konferans tertipliyor.
Kitaplar, Kütüphaneler ve Kavramlar...
Kitaplar, kütüphaneler, kavramlar...
Normal şartlarda değerlendirildiğinde akranlarıma nazaran biraz uzun süren öğrencilik hayatımın son demlerinde, biraz da işi yoluna koymuş olmanın rahatlığıyla gecelerin gündüzlere karışmasını netice veren güzel ortamlar meydana getirirdik. Bunlar kimi zaman çay-kahve eşliğinde tarih ve memleket kurtarma seanslarına dönüşür, adamakıllı bir değerlendirme altında boşa gittiği besbelli bu zamanların bize yegane getirisi, o an farkında olmasak da, ömür boyu sürmesini temenni ettiğimiz arkadaşlıkların kurulmasını sağlamak olurdu...
Okumak, düşünmek ve gençlik halinin verdiği merakla birçok meseleyi karıştırma, olur-olmaz şekilde mütalaa zannettiğimiz duygusal gelgitler arasında “fikir sahibi olma” heyecanımız ise her zaman bizimle birlikte..
Günümüzün önemli tarihçilerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Gençler üniversiteyi büyük şehirlerde okumalılar” diyor. Sebep; birçok haklı neden gösterilebilir. Zira; büyük şehirlerde, hele İstanbul gibi bir dünya başkentinde yüksek öğrenim görmek, genç bir insanı yaşadığı coğrafyanın dünü-bugünü arasında muhasebelere zorlarken ve taşı-toprağı, şehirleri şehir yapan türlü türlü sakinleri ve geçmişi ile, kürenin ahvaline dair bir fikir ve okuma macerasının tam orta yerine sürükleyebilir. Tabii, bunun yanında kalabalıklar arasında bir yer edinmek üzere “ortama uyum sağlama” derdiyle mektebi bitirene değin, elini sıcak sudan soğuk suya sokmadan, koca şehri kimliksiz bir diploma ile terketmek ihtimali de işin öte tarafı. Denge, esas olan ve her yuvaya uyacak anahtar kavram...
Demokrasi-II
"Bir milletin siyasî sekli ve faaliyeti ancak ve ancak tarihi ile, mâzisi ile, tâbî oldugu sosyal ve siyasî usüllerle ortaya çikar." diye bir söz edilmis, bundan yaklasik bir asir kadar evvel bir Osmanli pasasi tarafindan. Bu söz; bir yerde -varsa- devlet gelenegini karsi mecburiyeti, bu gelenege bagli bir devlet politikasinin varligini, var olma zorunlulugunu ifade eder. Bizdeki Batilasma aldanisi, Dogu'nun bu metazori ile daha erken tanisan genis cografyasi Rusya'da yasanan ithâl aydinlanma eziyeti(cinayeti)’ne dönüsmeden nasilsa önü kesilmis. Allah Allah, nasil olmus acaba?
Rusya'nin Fransiz mense'li medeniyet ithâlati, Alev ALATLI'nin tâbiriyle o güne kadarki mânevi-millî birikimleri ile insani tarihten kazima seklinde bir hükümsüzlestirme olmus. Benzeri bir sürecin çocuklari olarak; yakin tarihin tekrardan hakikatle yazilip ögretilmesi, bunun her türlü faaliyet altindaki egitimli fertler tarafindan bir sorumluluk olarak yüklenilmesi mecbûriyeti ile muhatabiz.
Demokrasi
Modern dünyada egitim denince akla hemen okul gelir. Peki, tekrar Avrupa tarihinin Umberto Eco’lu zamanlarina dönüp, “Avrupa gibi toplumlari keskin hatlarla tabakalara bölünmüs sosyal yapiya sahip bir bölgede, alt tabakanin(avam) ekonomik hayattaki yeri nedir?” diye soracak olursak, okul kavraminin aslinda çok da eski olmadigini görüyoruz. Belli bir vakte kadar; devlet kurumunun civarina yaklasabilmenin keloglan’in kiz istemeye saraya gittigi durumlar haricinde pek de mümkün olmadigi zamanlardan bahsediyoruz. Meshur bir bilgisayar oyunu vardir, “Civilization” diye.Dilimizde “Medeniyet” diye bildigimiz insanlik mirasina denk gelen bu kelime, ismini verdigi oyunda milattan önce 4000 senelerinden beri yazilmakta olan insanlik tarihinin, devlet rejimleri arasinda pek makbûl ve bir o kadar da süpheyle bakilan demokrasiye ait gelismeleri tamamlayarak vatandasin kendi kendini idare etmeye ehil olmasinda en son noktayi temsil etmektedir.



Geçmiş yorumlar
2 hafta 5 gün önce
7 hafta 23 saat önce
29 hafta 4 gün önce
36 hafta 9 saat önce
37 hafta 3 gün önce
38 hafta 6 gün önce
39 hafta 7 dakika önce
39 hafta 1 gün önce
40 hafta 1 gün önce
45 hafta 1 gün önce