Siyasi

Biz Neyledik O Koskoca Elleri?

Osmanlı’nın ihtişamlı döneminde, haksızlığa uğrayan bize koşarmış. Bir mektupla kralları kurtarır, bir fermanla bir oyunu sahneden kaldırırmışız. Kanın gövdeyi götürdüğü Orta Doğu’yu bir manga askerle sulha, sükuna erdirirmişiz.

Bu adaletli davranış kalplerde taht kurarak oluyordu. Önce Alperenler gidiyor, değirmencilik gibi halkın ihtiyacı olan sanatlarla uğraşıyor, kendilerini sevdiriyorlardı. Balkanlar’da, bağlarına üzüm salkımları yerine akçe bağlandığını gören Hristiyan halk “Buradan olsa olsa Osmanlı ordusu geçmiştir” diyordu. Yavuz Sultan Selim Mısır seferinden dönerken Mekke Emiri anahtarları uzatarak “Buyurun Hakim-ul Haremeyn” diyor. Yavuz Sultan Selim “Hayır, biz ancak Hadim-ul Haremeyn olabiliriz” diye cevap veriyordu.

Ali Ulvi ARIKAN – Paz, 26/11/2006 – 17:52

Kara Tren Gecikir Belki Hiç Gelmez...

1- TÜRKİYE VE DEMİRYOLLARI: Atatürk döneminde bir bağımsızlık sembolü olarak görülen demiryolları, Amerika Birleşik Devletleri'nin şartlı yardımlarıyla durdurulmuş, kara yolları tüm yurdu kapsar hale getirilmiştir. Demiryolları öylesine ihmal edilmiştir ki, 1950-1980 döneminde yılda ortalama sadece 30 kilometre demiryolu yapılabilmiştir.
1980'li yılların ortalarından 90'lı yılların ortalarına kadar otobanların yapımı için yıllık 2 milyar Amerikan Doları
yatırım yapılmış, bu dönemde demiryollarında ciddi bir proje gerçekleştirilmemiştir. Günümüzde Avrupa Birliği ve Amerika'da karayollarının ulaşımdaki payı %27, demiryollarının ulaşımdaki payı %38, deniz ve havayollarının ulaşımdaki payı ise %35'dir.

ser – Sl, 08/08/2006 – 01:38
XML feed