Hislerimle Hasbihâl

Bunalımda olduğunuz çok oldu mu bilmiyorum.Ama ben bunalıma girip
çıkanlardanım.Sanırım reklamlara aldanan çocuklar gibi dünyayı elde etme
hırsı bürüdüğü zamanlarda nükseden bir hastalık bu benim için.Böyle
zamanlarda bir girdap gibi her şeyi yutmak isteyen nefsimi dizginlemek için
verdiğim savaşlardan tükeniyorum.Bu savaşı başlatanın, modern dünyanın
zengin olanı daha bir zengin etmek adına hayvani duygulara prim verdiğinin
farkındayım.Ama beşerim sonuçta; kendimi ne kadar geri plana çeksem de
işleyen çarkın yönünü değiştirecek kadar kuvvet bulamıyorum.Belki etrafımda
benim gibi düşünen insanlar olsaydı güçlerimizi birleştirirdik,çarkın yönünü
değiştirmesek bile kendi dünyamızı oluştururduk diye hayaller kuruyorum.

Bazen tek bir cümle beni kendimden kurtarıp çevremde yaşayan insanların ve
akıp giden hayatın farkına vardırıyor.Sanki dinginliğin sırrını
çözmüş,hayatı akışına bırakmış,olanı biteni bir pencereden seyrediyormuş
gibi hissediyorum.Zamanla yarışmanın delilik olduğunu kabulleniyorum.Nefret
ettiğim her ne varsa arkama alışımla birlikte içime yayılan huzur beni hiç
terk etmesin istiyorum.Ama dünyaya kapılışımdaki her an beni huzur
atmosferinden uzaklaştırıyor. Para,kariyer ya da dünyalık her ne varsa
insanoğlunun istediği ölümü unutturarak, şeytana ve nefsime sebepler vererek
beni kuşatıyor.Küçük bir çocuğun beş para etmez bir oyuncağa ailesini
unuturcasına bağlanması gibi dünya da beni zaptediyor.

Hayatın; başarırsan mutlu olursun, güzelsen ve çekici görünüyorsan her
şey yolunda gider, inançlarını özel günlerde hatırlaman yeterli şeklinde ki
bize rol biçtiği kuklalardan biri olmayı başaramıyorum maalesef! Yeteneksiz
bir kukla olduğumdan mıdır bilinmez sokağa çıkmadan önce karalar bağlıyorum
“hayat sokakta” diyenler yanaşmasınlar diye. Huzuru gerçeğin tekliğinde
arayan ben hayattan zevk almanın yolları adlı kitabı başucu yapmış insanlar
farkıma bile varmasınlar diye istemsiz bir çaba harcıyorum.Zira yakalanırsam
tükettiğimiz şeyler üzerine yapacağımız kallavi sohbetler sırasında tükenen
ruhumun tanığı olmaktan nefret ediyorum.Kendim olduğum alanların
sınırlandırma çalışmalarını protesto ediyorum. Ruhlarının toplu katliama
uğratıldığı,her şeyin tek tip olması gerektiği düşüncesine zorlandığımız ve
her bireyin bir kainat olduğu fikrinin alaşağı edildiği şu zamanlarda
dualardan sonra akan gözyaşları da olmasa nasıl katlanılır bilemiyorum.

raziye iltar – Pzt, 30/07/2007 – 14:50

bungu

şehrin her kaldırım taşı içimdeki bungunun ağırlığını hissetmiştir... ve her şehirde bir çok genç o bunguyu ciğerlerine kadar çekmiştir... imtihandır adı... bazen bir dost, bazen alışkanlıklar, bazen içimizi kaptırdığımız birisi, bazen etrafımızdan gelip geçenler, bazen ailemiz, bazen...

yani dünyadaki herşey... yalnız sokak değil, içimin sokakları da bir imtihan... benim varlığıma bağlı, benim benliğimden fışkıran ve yeryüzünün her varlığına ince ince görünmeyen iplerle bağlı olan imtihan...

ancak benim ölümümle ölecek olan... ancak benim hayatımla hayatta kalan... imtihan...

o zaman yakin gelesi kadar sabretmekle mükellefiz... iyiyi kötüden seçmekle mükellefiz... bu fani ve yaşlı, çirkin dünyanın zevklerine müptela olanların yalnız dünyayı ilgilendiren yorumlarına, laflarına aldırmadan...

mehmed selim – Pzt, 30/07/2007 – 16:22

sınavlar ve seçenekler..

Sunulan secenekler arasında kendine yer verilmeyen şıkka olan özlemi hissettrdiniz bana.
Üzerinde çokça dusunulmesi gereken konular..
Bahsi gecen seyler,bircok insanın aklına akın ettikten sonra -orda 1kac saniye kalsada-yine aynı hızla cazibe iksirinde erimekte malesef..Dedikleri gibi sınav işte.. ama herkese ve herseye ragmen diğer şıkları görmezden gelip,dogru seçimi yapma ümidiyle..

esra – Pzt, 30/07/2007 – 17:15

tesekkurler

ruhum daraldığı zaman yazınızı tekrar tekrar okuyorum.
ilac gibi geliyor.
yüreginize saglık.

emre kaya – Cmt, 04/08/2007 – 02:12

emeğine yüreğine sağlık.

tamamen tüketim çılgınlığına girmiş bir toplumun bireyi olarak şunu söylemek isterim ki eğer insanlarımız ben olgusunu bırakıp BİZ olarak senin yazdığın gibi bir şeyler yazabilseydi inanıyorum ki şimdii bu halde olmazdık.tvyi bir açıyorsun her kanal magazin.biz bu hallere düşecek ne yaptık demek geliyor içimden ama eğer talep olmasaydı arz da olmazdı demek ki biz bunu hak etmişiz diyorum sonra üzülerek.

çöldeyaşayan... – Sl, 07/08/2007 – 13:49