Bir Sen Geçiyor Hayatımdan

Rüyalar her zaman geceyle başlamıyor. İnsan en mutlu olduğu anda “hayal mi gerçek mi” sorusunu soruyor ya hani. İşte o anı sımsıkı benimsemektir bu. Herkes “evet bunları yaşadın” desin yer gök zaman ve ne varsa bütün mevcudat ile şahit olsun değildi istenilen, sadece ilk gideceğin kapı bütün varlığınla yüklendiğin şükrünü yüce kudrete sunmak ve seni bildiği halde ona seni anlatmaktı.
Sen dediğim zaman bir hüzün ayının sonunda beklenen bir bayramda başladı masal... Günün yeni doğan çocuğu olan seher kadar masum ve yalnızdın.
Sevgi idin, sevdim, sevdik, sevindik.. Bir gülüşle bir hazine... bir bakışla bir hayat
Bir cemal ile bir alem veriliyor, ruhum senle kuşatılıyordu. gayrı olur ben diye bildiğim.. Ben diyebildiğim bir sen hasıl oldu...
Zaman seninle yarışıyordu ve saatin tik takları bile senle uğraşır oldu...
Sonra Aşk dediler muhtereme; belki ellerin her dokunuşunda o taşın kirlenişi gibi görüntüde nurdan başka bir renk gibi gözüküyor olsa da, kirlenmiyordu. Özü nurdu. iç hali daim ve kaim olan bir şerbetti ki bir kaynak olup taşıyordu. Ruhlar zamanın ve mekanın en geniş dönemini yükseliş devrini yaşıyordu. Bir hayalin peşinde... irade dediğin laf iken... aslında bir gerçeğin peşinde bir hayal olan hayatı hiç e saydığım bir ben çıkarıyordu karşıma....
Sen demek bir kaleyi beklemek korkusuydu artık. Sen demek belki yalnız kalmaktı kendi isteğimle, sen demek gerçeğe yaklaşmaktı. Ve her varış bir başka başlangıçtı.
Her aşk sen demekti.
Her sen bir yol demekti.
Ve hayat beklemekti.
Her dua gel demekti...
Ve hayat beklemekti...

aşina – Sl, 31/07/2007 – 19:10

anlaşılmazlığın anlaşılmaz anlamı ve cazibesi üzerine

denemenizi okuyunca bir daha okumam gerektiğini hissediyorum... fakat bu denemenin mükemmelliğinden değil... kısacası hiçbiryere varmayan cümleleriniz yüzünden... sürekli zıtlıklarla, tezatlarla örgülenmiş bir nesir var karşımızda... bütün hakikati bir cümleye sığdırıp ordan başka hakikatlere atlayan sürekli daldan dala konan bir nesir bu... dolayısıyla anlık hislenişlerle yazıldığına kesin gözüyle bakabiliriz... sadece sizin anladığınız ki yüklediğiniz anlamdan dolayı, muhatabın yani biz kaarilerin, okuyucuların sizinle aynı imgeleri hatırlayamamızdan kaynaklanan bir anlamsızlık oluşturuyorsunuz... peki ne bekliyorsunuz... yazdığınız şey şiir değil, yani kimse anlamazsa anlamasın... zaten şiir anlaşılmaz olandır diye bir açıklama yapabilir kendinizi kurtarabilirsiniz... ama siz deneme yazıyorsunuz... yani birileri bundan birşey anlamalı değil mi... şunu da kabul ediyorum belki benim zeka seviyem sizin duygu derinliğinizi algılayamıyor... belki ben sizin narınıza karlı dağların tepesinden baktığım için ateşin yakıcılığı benim bulunduğum yerde serin ve soğuk bir rüzgardan başka birşey değildir... ama birazcık anlamak istiyorum... konu bütünlüğünü sağlamanız... ve anlaşılmanız dileğimle...

mehmed selim – Çar, 01/08/2007 – 11:30

anlaşılmak-anlaşılamamak-anlaşılmamak karmaşası

kendi adıma şunu söyliyeyim ki; ben kim şairlik kim yazarlık kim zaten de...
burda belki biraz kendimizi geliştirmek maksadıyla belki bişeyler çıkar benden (ki böyle gelmiş böyle gider aslında) belki yazı yazma yeteneği sonradan oluşuyorsa eğer...biz de buna talibiz diyerek ve böyle bir yetenek ortaya çıkar mı düşüncesiyle buradayım. valla eleştiriler zehir gibi ama tabi ki diyecek lafım olmaz doğrudur. ama lütfen anlaşılmazlık modasını uyanlar yada cazibesine kapılanlar(?)arasına almayın beni - bu bir şiir olsaydı kurtulmak için sunduğunuz seçenekte belirttiğiniz üzere... zaten yorum başlığı da bu yönde...-böyle demeyelim de anlatamadınız diyelim (demişiz zaten). çok kötü yazdınız berbat yazdınız hatta bunu buraya nasıl koydunuz bile deseniz başım üstüne....
saygılar...

aşina – Çar, 01/08/2007 – 12:30

anlayamayanın anlaşılmaz anlamsızlığı

merhabalar,bu siteye yeni uye oldum ve yazıları takip ediyorum.Yazılar gercektende çok iyi ama bazen anlaşılmaz olabiliyor.Neden anlasılmaz çünkü yazarlarin edebi yönü benim gibilerinkinden daha yüksek olduğundan, kendi adıma söyleyecek olursam türkçe benim ana dilim degil ama ona ragmen çoğu yazıları anlayabiliyorum.''Bir Sen Geçiyor Hayatımdan" deneme gerçektende hoşuma gitti.Evet ilk defasında anlayamadım ama merak ettim çok ilgimi çekmişti tekrar tekrar okudum ve çok sevdim ve hatta arkadaşlarımla da paylaştım.Bence anlaşılmayan pek bişeyi yoktu tek kelime ile muhteşem.zaten mükemmel yazılar tekrar tekrar okunmak ister ve istetir okuyucudan.Mehmet Bey sizin böyle ağır eleştirinize anlam veremedim doğrusu ama tabi düşüncelerinizi ifade etmek sizin doğal hakkınız ama lütfen emeğe saygı gösterelim...
Aşina hanım elinize sağlık...
geçmiş kandiliniz mübarek olsun...

devlet – Cmt, 11/08/2007 – 22:49

aşina hanım mı?

aşina hanım mı?
aşina adlı kullanıcı bayan mı idi.
bu kullanıcının cinsiyetine dair bir bilgi yok.
tanısıyorsunuz galiba.
yorumunuzun da bu sekilde olmasını tanısmanıza yormayalım degil mi.

emre kaya – Paz, 12/08/2007 – 15:55

konumuz denemeydi galiba

Emre Bey sizin elestirinize anlam veremedim. Hayir ben deneme yazarinin gercek isminin Asina olup olmadigini da bilmiyorum. Haklisiniz kullanicinin cinsiyetine dair bilgi yok ama yazidan yazarin cinsiyeti az cok anlasilabiliyor. Size de Emre Bey diyorum cunku... Ikincisi benim elestirim deneme uzerineydi, ki kisi uzerine degil. 'Sanirim sizde Mehmet Selim Beyi taniyorsunuz da boyle bir elestiriyi yazmissiniz' mi diyeyim?
hayirli gunler...

devlet – Paz, 12/08/2007 – 18:55

ve hayat beklemekti

yazı tümüyle yazana ve yazılana ait olmuş anladığım kadarıyla, içtimaya "alın okuyun adam olun" mesajı vermekten çok, yazıyı yazanın yazdırtana hediyesi mahiyetinde bir eser ortaya çıkmış.. anlaşılıp anlaşılmama polemiğinden çok, beni fazlasıyla memnun eden bir cümleyi ön plana çıkarmak istiyorum:
".............ve hayat beklemekti..."

ukbe erkan – Cum, 03/08/2007 – 11:15