Harnâme'nin Hikayesi -4-
4/FERHAT SEYİS, NAMI DİĞER HACI FERHAT
Çıra tablanın üstünde koca bir sahan bulgur pilavı vardı. Ferhat seyis, dombay yoğurdunu kaymağıyla birlikte diğer sahanlara koymuştu. Soğanları kesmişler, vişne hoşaflarını derin sahanlara dökmüşlerdi. Apış kurdukları sofra başında tahta kaşıkları ellerine alanlar, Kethüda Süleyman Efendiyi, o da Ferhat Seyis’i bekliyordu. Ferhat Seyis ekmekleri bölerken, “Süleyman ağa, hayde gayri başlayın siz, ben ekmekleri bölüyom, siz başlayın.” Süleyman Ağa’nın yüzü yolculuğa çıktıklarından beridir hiç bu kadar gülümsememişti. “Hacı olan sensin, senin evvel başlaman adettendir, bitirince duasını da edersin.” Ferhat Seyisin gözlerinin içi gülüyor, mimikleri, dudakları buna eşlik ediyordu. “Sen benden ihtiyarcasın, ben daha bir fırın ekmek yerim, senin bir ayağın çukurda, sen başla hele.” Kethüda Süleyman Ağa, elindeki tahta kaşığı bulgur pilavına daldırdı. “Eh öyleyse haydi bismillah!” İki gazyağlı kandilin aydınlattığı sekili odadaki misafirler yemek yemeye başladı. Dağlama Osman, öyle yiyordu ki neredeyse sofradakilere yiyecek bir şey bırakmayacaktı. Süslü Ulak, dalaşmadan edemedi: “Ferhat Ağam, bu yoğurt dombay yoğurduydu değil mi?” “He dombay yoğurdu.” “Dombaylar sizin mi köylülerin mi?” “Bizim değil, köylülerin, sağ olsunlar bizi yoğurtsuz peynirsiz bırakmazlar.” “Bizim de bir dombay var da bırakacak yer arıyoruz, bulamıyoruz size bıraksak olur mu ki?” Süleyman Ağa da Ferhat Seyis de Süslü Ulağın bakışlarından, kaş gözünden Dağlama Osman’ı kastetdiğini anlamışlardı. Ferhat Seyis yarı gülümser bir tavırla, “Koyver koyver biz bakarız. Burada otlak çok.”dedi. Şaşkın şaşkın bakan tek kişi Dağlama Osmandı. “Ulen Süslü, nerden çıktı bu dombay, bizim attan gayrı neyimiz var.” Süleyman Ağa da Ferhat Seyis de gülüşmeye başladılar. Dağlama Osman geç de olsa dombay lafının kendisine söylendiğini anladı. Biraz utandı, biraz kızardı, “Süslü, senin işin gücün yok lokma mı sayarsın hay soytarı. Attırma kafamın tasını, seni de yerim.” Süslü, hemen lafı değiştirdi, “Eee Süslüyle Dağlama’nın lafları acık toycana gelir size. Siz anlatın bakalım, tanışlığınız nerden? Amma Ferhat Ağa sen anlat, niye dersen, bu senin ahbabın, Ankaradan beridir ağzını açmaz, ne kadar uğraştıysam adamda çıt yok, ser verir sır vermez. Hoş kethüda kısmı konuşmaz derler doğrudur amma yanındaki toylara da laf anlatmazsa toylar nasıl adam olacak değil mi, o yüzden gözünü seveyim sen anlat.”
Harnâme'nin Hikayesi -3-
3/TAVLA
Masmavi geceyi at tavlasının kapısındaki nöbetçilerin sesi yırtıyordu: “Ferhat Seyis… a Ferhat Seyis… gel hele!” Ferhat Seyis, yatsı namazı için abdest alıyordu. Abdestini bitirdikten sonra geceye ikinci bir ses karıştı: “ Hayrola…. bir hal mi var?” Kapıdaki nöbetçinin sesi bir daha duyuldu: “ Konuklarımız var, Sultan konuğu ha… çabuk gelesin.”
Ferhat Seyis gayri ihtiyarî düşündü, düşündüklerinden de tedirgin oldu. “Bu vakit, sultan konuğunun ne işi varmış, inşallah yeni bir savaş mavaş yoktur.” dedi fısıltıyla. Öyle ya, ne kadar at yetiştirdiyse hepsini göndermişti, elinde sadece körpe taylar kalmıştı. “Ah Osmanoğulları… ah… Topal Timur…” Aklına Yıldırım Bayezit Han’ın dediği laflar geldi. “Öğün Ferhat Seyis, öğün yetiştirdiğin atlarla… bir gün bu atların nallarının değmediği toprak kalmayacak!” Hayal miydi, düş müydü bazen kendi kendine soruyordu. Gerçekten Yıldırım Bayezit, şu sözleri nah buraya dek gelip söylemiş miydi? Hemi kendisine, hemi de elinin altına kırk yiğit verip de ha? “Sen süvarime at yetiştir, eyi yetiştir. Öyle bir yetiştir ki ne ateşten korka, ne sudan; ne gümbürtüye aldıra ne harp naralarına. Dediklerimi belledin mi seyis?”
Kadir Gecesi, Nasıl İhya Edilir?
İhya, hayat kelimesinden gelir. Yani, Kadir Gecesi nasıl canlandırılabilir?
Nasıl ki yazısız bir kağıda önem vermeyiz, fakat kağıdın üzerine bir ayet yazarsak, artık o kağıdı başımızın üstünde tutarız; işte Kadir Gecesi de gecelerden bir gecedir. O gecede Kur'an-ı Kerim'in inmiş olması ve okumanın da dünyamızı cennet etmesi karşılığında bu geceye önem veriyoruz...
Kadir Gecesi'nde yapılacak en önemli ibadet, günahlara tövbe etmektir. Günahlarımızın bütününe tövbe edemiyorsak, hiç değilse bir tanesine tövbe etmeliyiz. Bana göre bir şahıs, "Allah'ım, bu mübarek gecenin hürmetine sigara içmemeye karar verdim, içtiklerime de tövbe ettim" dese, işte o şahıs Kadir Gecesi'ni en güzel şekilde ihya etti...
Allah Bizi İnsan Eyleye
Alvar İmamı cezbeye gelince, o ürperten sesiyle "Allah bizi insan eyleye" derdi. Bu dileğiyle merhum, herhalde insan-ı kamil olmayı murad ediyordu.
İnsan-ı kamil olmak, insanî değerlerin bulunması, elde edilmesi sonra da onların muhafazasıyla mümkün olur. Zira insan, insanî duygular, latifeler, hisler....vs. ile bilkuvve insandır. Fakat bu potansiyel değerleri bir tohumu toprağın bağrına gömüp, neşv u nemasını sağladığı gibi, hayatını da Allah'ın değer verdiği şeylerle yeşertmesi ve sonra da bu değerleri koruması lazımdır ki "Onlar hayvan gibidir, belki hayvandan da aşağı" (A'raf, 7/179) nazım-ı celiline masadak olmasınlar.
Secdede de Dua Edebilirsiniz
Resulullah'tan rivayet edilen dualarla secdede dua etmek sünnettir. Çünkü sünnette olan duaları okumak daha faziletlidir. Hanefilere göre bir kimsenin namazı esnasında insanların alalade sözlerine benzeyen sözler ile dua etmesi caiz değildir.
Hanefiler bu konuda Müslim'de geçen bir hadise dayanmaktadır: "Namazda insanların sözlerinden bir şey söylemek caiz olmaz. Namaz ancak bir tesbih, tekbir ve Kur'an okumaktır." Hanefilere göre secdede Arapçadan başka dillerde dua etmek caiz değildir. Şafiilere göre Arapça bilmeyenler, özürleri sebebiyle ve aciz oldukları için mendup olan dua ve zikirleri kendi dillerine tercüme edebilirler. Ancak gücü yetenlerin bunu yapmaları caiz değildir. Çünkü özürleri yoktur.
Esma-ül Hüsna
Stv'nin sahur ve iftar programlarında bu sene yayınlanan dünyanın değişik ülkelerindeki çocukların söylediği Esma-ül Hüsna videosunu indirmek için lütfen buraya tıklayınız
Ramazanla Aileniz Sıhhat Bulsun
Ramazan’ın manevi ikliminden ailelerimizin daha sağlıklı hale gelmesi için yararlanabiliriz. Aileler de insanlar gibi hastalanır.
Nasıl her insanın bazı ufak tefek sağlık sorunları varsa hemen her ailenin de bazı sağlık sorunları vardır. Ailelerin sağlıklı olması o ailede yaşayan bireylerin de sağlıklı olmasını sağlar. Yine stres nasıl bireylerin sağlığını olumsuz etkiliyorsa, ailelerin de sağlığını olumsuz şekilde etkiliyor.
Semiha Hanım yakınıyor: Ne oldu bize bilmiyorum. Daha önce böyle değildik. Eşim sürekli bana bağırıyor; ben de çocuklara bağırıyorum. Çocuklar sürekli birbiriyle kavga ediyor. Birbirlerine vuruyor. Bir bağırmaya başladılar mı bir türlü susturamıyorum. Sağlıklı bir aile de bazen stresli bir aile haline gelebilir. Aile üyelerinden birinin ağır bir travma geçirmesi, bazı organik hastalıklar, büyük maddi krizler vb. ailenin strese karşı uyumunu zorlaştırarak tepki kontrolünde problemlere yol açar.

Geçmiş yorumlar
31 hafta 4 gün önce
48 hafta 3 gün önce
51 hafta 6 gün önce
1 yıl 4 hafta önce
1 yıl 26 hafta önce
1 yıl 33 hafta önce
1 yıl 34 hafta önce
1 yıl 35 hafta önce
1 yıl 35 hafta önce
1 yıl 36 hafta önce